Çevre ve insan sağlığı problemleri teknoloji ve iletişim alanlarında yaşanan hızlı gelişmelere bağlı olarak gittikçe ciddi bir hal almaya başlamıştır. Dünyada birçok kuruluş bu sorunların üzerine daha fazla eğilmekte ve çözüm arayışında çaba göstermektedir. Üretilen birçok ürünün insan ve çevreye verdiği zararlar uzun dönemde kendini hissettirmektedir. Kazanç peşinde olan işletmeler kısa dönemde bunu büyük oranda elde etseler de, bugün sonuçları hemen ortaya çıkmayan ama uzun dönemde çok ciddi tehlikeler yaratan ürünleri yüzünden aslında büyük sorumluluk altındadırlar.

Dünya Sağlık Örgütü’nün bir takım çalışmaları da bu sonuçları doğrular niteliktedir. Avrupa Konseyi bu gelişmelere duyarlılık göstererek 2003 yılında RoHS direktifini yayınlamıştır (belirli zararlı maddelerin kullanımını kısıtlama yönergesi).

RoHS direktifi ile hedeflenen, elektronik araçların veya elektrikle çalışan eşyaların neden olabileceği çevre ve sağlık problemlerinin önüne geçmektir. Ülkemizde de 2008 yılında, bu direktif esas alınarak hazırlanan Elektrikli ve Elektronik Eşyalarda Bazı Zararlı Maddelerin Kullanımının Sınırlandırılmasına Dair Yönetmelik (kısaca EEE Yönetmeliği) yayımlanmıştır. Bu şekilde günlük yaşamda kullanılan birçok elektrikli ve elektronik aracın üretiminde, zararlı maddelerin kullanımının önüne geçilmesi ya da hiç de değilse belli değerlerin altında kullanılması amaçlanmıştır. Aynı zamanda ülke dışından getirilecek bu tür araçların gerekli kontrollerinin yapılması amaçlanmıştır.

Bu esaslara uyan ve bu şekilde kendilerine rekabet avantajı yaratmak isteyen üretici firmalar bir belgelendirme kuruluşuna müracaat ederek RoHS Belgesi talep etmektedir. Bu belgeye sahip olmak elbette üretici firmalara bir çok değer katmaktadır. Örneğin,

  • İnsan sağlığına verdikleri değeri kanıtlamış olmaktadır.
  • Çevreye duyarlı olduklarını ve çevre koşullarına uygun üretim yaptıklarını kanıtlamış olmaktadır.
  • Bu tür ürün atıklarının geri dönüşümünü mümkün kılacak üretim yaptıklarını kanıtlamış olmaktadır.
  • Sayılan tehlikeli elementlerin, ürünlerin kullanımı sırasında etkileşimini en aza düşürdüklerini kanıtlamış olmaktadır.
  • Firma olarak piyasa itibarlarını ve imajlarını yükseltmiş olmaktadır.
  • Ülke içinde ve ülke dışında önemli bir rekabet avantajı elde etmiş olmaktadır.

RoHS Belgesi’ne sahip olmak, özellikle Avrupa Birliği ülkeleri ile iş yapan firmalar açısından farklı bir öneme sahiptir. Bu ülkelere mal gönderen firmaların, RoHS direktilerini bilmesi, buna uygun üretim yapması ve belge alarak bunu kanıtlaması gerekir. Üretim süreçleri bu doğrultuda koordine ve kontrol edilmelidir. Bu elbette insan sağlığı ve çevre açısından tehlike yaratacak üretim faaliyetlerini kısıtlayacaktır. Ancak daha önemlisi tüketiciye karşı güven seviyesini de yükseltecektir. Kullanımı kısıtlanmış elementlerin hiç kullanılmadığı veya izin verilen değerler içinde kullanıldığı ürünler üretmek, aynı zamanda sosyal ve vicdani bir sorumluluktur.

 

Firmamız TÜRCERT Teknik Kontrol ve Belgelendirme şirketi, bütün kalite sistemlerinde olduğu gibi RoHS Belgesi alma çalışmalarında da, talep eden üretici firmalara güçlü bir kadro ve teknik altyapı ile hzimet vermektedir. RoHS Belgesi almak veya bu konuda danışmanlık hizmeti talep etmek için hemen şiketimiz yöneticilerine başvurabilirsiniz.