Uzay teknolojileri dendiği zaman, haberleşme, savunma, gökbilim ve hava trafiği gibi birçok amaca hizmet eden, uzaya gönderilen araçların tasarımını, gönderilmesini, yörüngeye yerleştirilmesini ve yararlı bilgilerin yeryüzüne aktarılmasını kapsayan teknolojiler anlaşılmaktadır. Bu kapsamda olmak üzere roketler, uzay mekikleri, yapay uydular, gezegenlere indirilen çeşitli araçlar ve sonda cihazları da uzay teknolojileri alanına girmektedir.

TÜBİTAK tarafından uzay ve uzayın kullanılmasına yönelik teknolojileri şu şekilde sıralanmaktadır: uzay araçları yapı teknolojileri, uzay araçları güdüm ve kontrol teknolojileri, uzay aracı fırlatma ve yer kontrol teknolojileri, uzay araçları itki teknolojileri, uydu üretim teknolojileri, uydu iletişim teknolojileri, yer bulma ve yöneltme teknolojileri, uydudan algılama ve gözlem teknolojileri, uzayda yaşam ve üretim teknolojileri, uzay havası teknolojileri, uzayda ve yeryüüznde uzay hekimliği teknolojileri ve uzay harekatı yönetim ve bilgi sistem teknolojileri.

Bunun yanı sıra havacılık teknolojileri, uçabilen araçların tasarlanması, üretilmesi ve uçabilen araçlara dair teknolojiler üretilmesini kapsamaktadır. Örneğin, yolcu uçakları, savaş ucakları, cephane taşıyan uçaklar, insansız hava araçları, hava destek araçları ve helikopterler gibi. Öte yandan uzay ve havacılık teknolojileri, bilişim teknolojileri, elektronik ve haberleşme teknolojileri, kara, deniz, deniz altı ve hava platform teknolojileri, stratejik malzeme teknolojileri, itki, güç ve enerji teknolojileri, geleneksel olmayan sistem, üretim teknolojileri ve nanoteknoloji, biyoteknoloji, biomedikal ve sağlık teknolojileri ve hava trafik sistemleri teknolojisi gibi birçok teknoloji ve bilim dalı ile de yakından ilgilidir.

Bugün uzay ve havacılık teknolojilerinden, ulaşım ve savunma sistemlerinden, haberleşmeye kadar, hatta enerji, tarım ve astronomi çalışmalarına kadar sayısız alanda yararlanılmaktadır. Bilhassa 2000’li yılların başlaması ile birlikte uzay çalışmaları daha da hızlanmış ve dünya genelinde bir rekabete dönümüş durumdadır. Bu alanda yapılan çalışmalar, 2050 yılında diğer gezegenlere insanlı uzay uçuşlarını ve ayrıntılı gezegen incelenmelerini hedeflemektedir.

Ülkemizde de uzay ve havacılık teknolojileri konusunda çalışmalar yapılmaktadır ancak genel olarak bu sektör fazlası ile dışa bağımlıdır. Henüz istenen düzeye ulaşmasa da 2000’li yılların başlaması ile TÜBİTAK girişimleri sayesinde ülkemizde artık özel sektör de bu alana yatırım yapmaya başlamıştır.

Uzay ve havacılık teknolojileri dünyada ve ülkemizde bu şekilde gelişirken diğer yandan da bu yöndeki faaliyetlerin belli bir sistematiğe kavuşmasını sağlamak yönünde bir takım çalışmalar başlamıştır. Bu yönde ilk standart çalışması Uluslararası Kalite Grubu Havacılık ve Uzay Sanayisi tarafından geliştirilen AS 9100 Havacılık ve Uzay Sektörü Kalite standardıdır.

Havacılık sektörü, bugün güvenlik açısından titizlik gösterilen önemli bir sektördür. Sürekli kamuoyunun dikkatini çeken ve hata olasılığının sıfır olması gereken bu sektörün her alanında yüksek kalite beklentileri bulunmaktadır. Ancak bu taahhüdün sağlanması için de bağımsız bir belgelendirme sistemine ihtiyaç duyulmuştur. Bu belge bir yandan güvenlik kalitesini temin ederken bir yandan da işletmelere yeni iş fırsatları yaratmaktadır.

AS 9100 standardı bir Kalite Yönetim Sistemi standardıdır ve tamamen ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi üzerine kurulmuştur. Ancak uzay, havacılık ve savunma sektörlerine özgü tanımlamalar, kriterler ve ilaveler içermektedir. Ülkemizde bu standart dizisi Türk Standartları Enstitüsü tarafından şu başlıklarla yayınlanmıştır:

  • TS EN 9100 Havacılık serileri - Kalite yönetim sistemleri - Şartlar (ISO 9001:2000’e göre) ve kalite sistemleri - Tasarım, geliştirme, üretim, montaj ve serviste kalitenin temini için bir model
  • TS EN 9110 Kalite Yönetim Sistemleri - Havacılık bakım kuruluşları için şartlar
  • TS EN 9120 Kalite yönetim sistemleri - Havacılık, uzay ve savunma distribütörleri için şartlar